Sinema Güncel Spor Ekonomi Dünya 3. Sayfa Sağlık Eğitim Kültür Teknoloji Medya Kadın Yerel Yaşam Kulis Mizah
Ana Sayfa > Kültür > Anneme soramadığım sorular!
Anneme soramadığım sorular!
Hiç annenize sormak isteyip de soramadığınız sorularınız oldu mu? Soramadığınız sorularınız olduysa bu sorularla nasıl başettiniz? Sorularınızın cevaplarını nerede aradınız? Yıllar sonra aynı soruları sorarken buldunuz mu kendinizi? ...
15-02-2012 11:27
Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır

Psikolog ve psikoterapist Banu Yaşar son kitabı “Anneme Soramadığım Sorular” da ifade ettiğimiz soruların cevaplarına kapılar aramış. Duygu Keşifleri, Aşk Biter İnsan Yorulur ve Anne Saati Geldi Mi? kitaplarından sonra “Anneme Soramadığım Sorular” ile okuyucularına seslenen yazar, bu kitabında çocukların annelerine soramadığı, bazen sorsa da cevap alamadığı durumları dile getiriyor. Kitap, çocuğunu geçekten duymak ve doğru cevaplar vermek isteyen anneler için bir başucu kitabı niteliğinde hazırlanmış.
  Psikolog Banu Yaşar’la yeni kitabı ve bu kitabın nasıl doğduğu üzerine güzel bir söyleşi yaptık...
 

Çocuklar annelerine neden soru soramazlar? 
Aslında sorarlar. Ama biz çoğu zaman bu soruları tam olarak duyamayız ya da duymaktan ve yüzleşmekten korktuğumuz için çözümü farklı yerlerde ararız. Çocuklar küçük yaşlarda davranış diliyle sorularını sorarlar. Sıkıntılarını, bir şeylerin yolunda gitmediğini hırçınlaşarak, ağlayarak, tepki göstererek, anneyi dinlemeyerek bazen de altını ıslatıp, tırnak yiyerek anlatmaya çalışırlar. Önemli olan davranışın dilini doğru okumaktır.
 

Bu sorulamayan sorular ileride nasıl ortaya çıkar, nasıl sorulur?
Küçükken yaşanan ve çözümlenemeyen sorunlar, çoğu zaman ileriki yaşlara taşınır. Davranışlarımızda ve duygularımızda sebebini bilmediğimiz sıkıntılar yaşarız. Farklı yerlerde çözüm arayışlarımız olur. Ben insanın öncelikle kendisiyle ve geçmişiyle tanışıp, hesaplaşıp ve en sonunda da yaşadıklarıyla helalleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü küçükken sorulamayan sorular, maalesef ki büyüyünce tekrar tekrar soruluyor.
Bu kitaptaki sorular çocukların dilinden verilmiş, yani çocuk kendi sorusunu kendi soruyor, neden böyle bir yol izlediniz?
Meslek hayatım boyunca çocukların soramadığı ve dile getiremediği sorularını psikolojik tekniklerle duymaya ve anlamaya çalıştım. Onlarla çalışmak ve iç dünyalarını keşfetmek benim için eşsiz bir deneyim oldu. Onlardan çok şey öğrendim. İstedim ki, bu çalışmada soruları onlar sorsun, onların dilinden ifade edilsin. Terapiler sırasında buna benzer birçok soruyla karşılaştım, bu kitaptaki sorular da işte bu soruların derlenmesi ve bir araya getirilmesiyle ortaya çıktı. Annelerin yüreğine ulaşabilmesi için de soruları çocuğun dilinden ifade etmeye çalıştım.
Anneye sorulamayan soruları kitapta geniş bir açıyla vermişsiniz? Peki cevapları da var mı bu soruların yani anneler bu kitabı okuduklarında çocuklarının sorularını nasıl cevaplayacaklarını da bulabilecekler mi?
Kitapta her sorunun altında ayrıntılı bir cevap bölümü de var. Anneler soruyu okuduklarında, buna dair kapsamlı bir bilgiye ulaşırken, sorunu ve soruyu nasıl çözeceklerine dair bilgiye de ulaşabilecekler. Sadece tespit etmek değil, çözümü de birlikte veren bir çalışma oldu. Günümüzde maalesef ki, annelerin kaygılarını artırıcı bilgiler veriliyor. Bunu  nasıl aşacakları ve nasıl davranacakları konusunda açık bilgiler verilmiyor. Kitabın bu yöndeki ihtiyaca da cevap vereceğini düşünüyorum.
 

Yaşanan çağa göre yetişen nesil de değişiyor, gelecekte çocukların annelerine soramadığı sorular neler olacak sizce?
Yaşanan her zaman dilimi o çağda yetişen nesil üzerinde şekillendirici oluyor. Her neslin ihtiyaçları ve sorunları da farklı oluyor. Eskiden özgüven sorunları yaşayan, kendini, duygularını doğru ve açık bir dille ifade edemeyen bir nesil varken, şimdi özgüvenli olsun diye her istediği hiç bekletilmeden, hemen yapılan, kendini çok iyi ifade edebilen fakat karşısındakini göremeyen bir benlik algısı oluşmaya başladı. Bu sebeple anne baba olarak çocuklarımızı, onların yaşayacağı zamanın tehlikelerine karşı koruyabilecek şahsiyet özellikleri kazandırmak üzerine yetiştirmeye çalışmalıyız diye düşünüyorum.
Gelecekte çocukların annelerine sordukları ya da soramadığı sorular da değişecektir. Mesela, evet benim her şeyim, odam, oyuncaklarım hepsi çok güzeldi ama sen neredeydin, babam neredeydi gibi soruları olabilir diye düşünüyorum. Çünkü çalışma şartları daha yoğun ve evlilikler eskiye göre daha fazla boşanmayla sonuçlanıyor.
 

Peki “Anneme Soramadığım Sorular”dan babalarda istifade edebilir mi?
Tabi ki babalar da okuyabilir. Hatta anneler bu kitabı eşlerinin de okuması için teşvik edici olsunlar. Çünkü kitabın adı her ne kadar Anneme Soramadığım Sorular olsa da içindeki bilgi içeriği ve kapsadığı alan açısından babaların da kendisine ve çocuklarıyla ilişkilerine dair tanıdık durumları keşfedebileceğini düşünüyorum...
Fatma Yılmaz 

Etiketler :
anne - kitap - soru -
15-02-2012 11:27
Kültür
0 Yorum
Haberi Yazdır
YORUM YAZ
İsrail uçakları Hatay'da ne yapıyor?
Ahmet Kekeç
Cemaat
Emre Aköz
Ya bir de prosedür uygulanmasaydı?
Mehmet Barlas
Televizyon dizileri ile gerçek yaşam birbirine karışırsa...
Engin Ardıç
Kenan bayramı
 
Künye Sık Kullanılanlara Ekle Giriş Sayfam Yap Rss - Xml Siteme Ekle İletişim
Sitemiz sadece internet üzerinden yayın yapmaktadır.
Tüm hakları saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.
2011
© Toplumsal Hafıza
Kodlama : Networkbil.net