İsrail'e tepkiler büyüyor    ...    Türkiye Gazze için ayakta!    ...    Erdoğan'dan YHT açılışında büyük müjde!    ...    Trabzonspor yeni sezon formalarını tanıttı     ...    6 polis hakkında meslekten ihraç kararı    ...    İsrail, İslami Cihad komutanını vurdu    ...    O ülke ile vizeler resmen kaldırıldı     ...    Başbakan Erdoğan'dan İhsanoğlu'na sert çıkış    ...    Yahudi yerleşimciler Filistinlilere ateş açtı    ...    İsrailli futbolcuya Twitter'da tarihi cevap!    ...     Sitene Ekle Ana Sayfam Yap İletişim Künye 25.07.2014

Kültür     Teknoloji     Medya     Sinema     Kadın     Kulis      Yerel Haberler     Foto Galeri     Video Galeri     
Ana Sayfa      Siyaset      Güncel      Spor      Ekonomi      Yaşam      Dünya      3.Sayfa      Sağlık      Eğitim
Erdoğan'dan YHT açılışında büyük müjde!
Ünlü sanatçı hayatını kaybetti
ABD: Davutoğlu, kilit oyuncu
O örgüt de İsrail'e operasyon başlatıyor
Namuslular namussuzlar kadar cesur olmazsa
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 24 TV'de Mustafa Karaalioğlu'nun sorularını yanıtlıyor. ...
Siyaset 12-03-2014 23:06

İşte Erdoğan'ın açıklamalarından bazı satırbaşları: 
 
- Miting meydanlarını 17 ve 25 Aralık operasyonları tetikledi. 
 
- Ben bir Başbakanım. Benim telefonlarımı dinleyemezler. Böyle bir yetkileri yok. Benim bakanlarla yaptığım konuşma dinleniyor. Bunu da servis ediyorlar. 
 
- Bu servis edenleri bulmak bizim görevimiz. 
 
- Bugün 80 bin broşür bastırıp evlerin altından dağıtmışlar. Bunlar yakalandı. Aynı zamanda Siirt'te hazırladıkları broşürleri dağıtmaya kalkıştılar. Bunun seçime kadar devam edeceği ortada. 
 
- Paralel yapının başındaki Pensilvanya'daki zat ben bugüne kadar oy kullanmadım oy kullanmayacağım diyor. 10 sene onlarla birlikte idik. Biz yine aynı partiyiz. Ya o zaman doğru yaptı. Ya şimdi doğru yapıyor. Bunun ortaya konması lazım.
 
- Attığımız adımlar gerekli tedbirleri almak istikametindedir. 
 
- Ben Hüseyin Bey bakan iken dersane sistemine karşı olduğumu söyledim. Bununla ilgili çalışmalara başlamasını söyledi. Ben arazide on yıllarımı verdim. Anadolu'da insanımız bundan bizi ne zaman kurtaracaksınız diyor. Biz İlkokuldan ünversiteye kadar okutuyoruz. Onlar arada öğrencileri alıyorlar ondan sonra da bütün işi dersaneler yapıyormuş gibi gösteriyorlar, okulları siliyorlar. 
 
- Bu akşam Mardin’de bir hanımefendi yanımıza geldi. Dedi ki; ‘ortaokulu kendi imkanlarımla bitirdim. Liseyi de hakeza dışarıdan bitirdim.’ Ve ardından fakülte bitirdi. ‘Ben dershaneye falan gitmedim Başbakan’ım’ dedi. Şimdi bu hanımı dinlediğim zaman işin gerçeğini gördük. Davarını satacak, bileziklerini satacak çocuklarını okutacak. Peki bunun yüzde 100 fakülteye gitme teminatı var mı? Yok. Şimdi biz burada dershaneler olayını reforme edelim, bunu kaldıralım derken okulları dönüştürelim dedik. 
 
- Devlette çalışanların dershaneyle ne alakası var? Dünyanın değişik yerlerinde okulları var. Ben ve arkadaşlarım dünyanın değişik yerlerinde yaptığımız seyahatlerde beyefendilerin okullarına bizleri davet ederlerdi biz okullara gittik. Bakan arkadaşlarım gitti. Adeta biz onlara refere olduk. Ve onların da onlara bakışı bizim bakışımız sebebiyle farklıydı. 
 
NAMUSLULAR NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMADIKÇA...
 
- Bazı iş adamları kalkar bunlarla iş birliğine girerse nasıl çözeceğiz bu işi. Kendi bu noktada ben dürüst bir iş adamıyım diyorsa ve bize güvenmiyor oraya güveniyorlarsa işte bu paralel devlettir. Bu devletin hükümeti biz değil miyiz? Geleceksin bize söyleyeceksin ki bu şifreleri çözelim. Yani burada ister istemez kullanmak isteyeceğim; namuzlular namuzsuzlar kadar cesur olmazsa bu iş çözülmez.
 
İstediği kadar tehdit olsun. Koruma altına alınmaksa korumaya alırız. Bazılarına bakıyorum heyhat. Paralel yargıda bir kısım orada işimi çözerim diyor. 25 Aralık olayının içindeki yapılan hareket bir çok şeyi ortaya çıkardı. Hiçbir şeyle alakası olmayan iş adamları orada getirilip masaya oturtulmak istendi ve o işi yapan savcının nasıl bir kişi olduğu ortaya çıktı. 
 
- Biri kalkıp da, 'yasama organını tanımıyorum' derse, bunun hesabının sorulması lazım. Sen kimsin de yasama organını tanımıyorsun?
 
- Bu işin 30-35 yıllık bir mazisi var. 30-35 yıl demek ki böyle bir hazırlığı yaptılar. Ve bu hazırlıkla da devletin bazı hassas kurumlarına sızmayı başardılar. Bu niyet samimi değildi. Art niyetliydi. Bir de ‘biz bu devleti bu yollarla nasıl ele geçireceğiz?’ Bu iyi ki oldu. Dolayısıyla burada bize düşen ciddi manada devleti bir defa bu virüslerden temizlemek. Bunu yapmamız gerekiyor. Atılacak adım budur. Tabi nerelere kadar nüfus ettiği görülmüyor. Önümüze bilgiler akmaya başladı tabi. Son MGK kurulunda da yaptığımız basın açıklamasında söylediğimiz gibi burada ulusal güvenliği tehdit eden bir unsur var. Bu tehdidi görmezlikten gelemeyiz. O bildiride de ifade edildiği gibi biz burada gerekli olan tedbirleri almak zorundayız. Attığım adımlar bu istikamettedir. 
 
- İstihbarat teşkilatına sızmışlar. Sen şimdi devletin bu kurumuna güvenmezsen demek ki sen art niyetli davranıyorsun. Böyle bir şeyle de karşı karşıyasın. Ama eğer ben emniyet istihbaratına güvenemezsem, milli istihbarata güvenemezsem nereye güveneceğim? Bunu ben kurmadım ki. Bunu biz elimizde bulduk ve bununla çalışıyorsunuz. İstediğiniz kadar bu kurumları da denetleyin. Denetlemeye verdiğin kişi de o. O denli bu iş şirazesinden çıkmış. Bunların bir defa 3 tane önemli hasleti var.
 
Bunlarda takiye var.
Bunlarda yalan var
Bunlarda iftira var.
 
AĞIZLARIYLA KUŞ DA TUTSALAR BİTTİ BU İŞ
 
Üçünün neticesi fitne var, fesat var. Çok rahat takiye yapıyorlar. Yalan hakeza. Senin çok iyi tanıdığın arkadaşların içerisinde onlar var. Biz onlara yalan söyleyecek insanlar değil. Öyle bakmadık ama şimdi ağzıyla kuş tutsa bitti bu iş. 
 
- HSYK ne yaptı şimdi devreye girdi. Bundan önce de benzer şeylerin olması gerekiyordu ama olmadı. Bu tür mekanizmalar devreye girmezse, bu tür yerlerde olanlar teftiş makamın yarın hesaba çekeceğini düşünmezse, nasıl olsa orası da bendendir mantığıyla hareket ederse siz bu ülkede adaleti temin edemezsiniz. Ama şimdi devran değişiyor. Adam kalkıp da ben yasama organını tanımıyorum diyorsa bunun bir defa bedelini ödemesi gerekiyor. Sen kimsin de yasama organını tanımıyorsun. Haddini bileceksiniz. Seni bu yasama organı kaldırmış. Cumhurbaşkanı onamış artık ÖYM diye birşey yok. Size verilecek yeni görevler var bunları bekle. 
 
- Bunların fezlekeler üzerindeki bu kadar telaşı sadece seçim meydanlarına yönelik kendilerine bir malzeme temin etmekten başka bir şey değildir. Bakınız; olayın bu boyutuna gelince bir şey söyledim; benim ağzımdan bu güne kadar İzmir Belediye Başkanı ile ilgili bir şey duydunuz mu? Bakın İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı şuanda yüz küsur asgari, üç yıl azami bir ceza ile yargılanmak üzere yargıda. Bu açılmış bir dava. Ve ana muhalefetin başındaki zat kendi büyükşehir belediye başkanının bu durumuyla hiç hemhal oluyor mu? Bunu hiç görüyor mu? Bu sıradan bir olay değil. Aynı olay Edirne’de vardı, aynı olay Aydın’da var ama biz bunları konuşmuyoruz. Bir suç sabit olmadıktan sonra bunların üzerine bu şekilde giderek oradan siyasi rant elde etme siyasetçiye yakışmıyor. Şimdi bakan arkadaşlarımızla ilgili sabit olan bir suç mu var da ekranlara sürekli getiriyorsun. Montaj, dublaj artık moda oldu. Bu teknoloji o kadar ileri gitmiş ki tamamen sulanmış. Şimdi sen bunu alıyorsun anayasaya aykırı olmasına rağmen grup salonunda oraya gelenlere dinletiyorsun. Bir defa usulu adap, bir de edep ya hu denen bir şey var. Sandıktan bir şey elde edemediklerini gördüler.
 
- Biz yola çıktığımızda 3Y diye bir başlığımız vardı. Yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk… Biz bunlarla mücadele ederek bu günlere geldik. Eğer biz bunlarda başarılı olmasaydık biz bugün buralara gelemezdik. Buralara geliş bizim durup dururken olmadı. Göreve geldiğimizde Türkiye’nin milli geliri 230 milyar dolardı. Bakın şuanda Türkiye’nin milli geliri 820 milyar dolara. Böyle bir durumla baş başayız. Şimdi yolsuzlukla ilgili olarak attıkları adımlara baktığımızda ortada bir defa şöyle bir durum var: bakın ben burada size İngiltere merkezli uluslar arası şeffaflık örgütü var. Bu örgütün 2002’de 102 ülkede Türkiye yolsuzlukta 65. sıradaydık. 2013’te 177 ülkede bunu yapmışlar. Şimdi biz 53’üncü sıradayız. Bakın nereden nereye geldik. Böyle bir Türkiye var ve de bunu biz yapmadık. İngiltere’deki şeffaflık örgütü yaptı. Yolsuzlukta ciddi manada azaltıyoruz. 
 
- 79 senede 6100 km yol yapıyorsun biz burada 11 senede 1700 km bölünmüş yol yapıyoruz. 26 tane havalimanı vardı şuanda 52 tane havalimanı var. Eğitimde 2500 derslik yaptık. Şuanda 81 ilimizde tamamında üniversite var. Yolsuzluğun yapıldığı bir ülkede bunları yapabilir misiniz? Bakınız bu üçüncü havalimanı belli mahfilleri rahatsız etti değil mi? 46 milyara mal olacak olan bir havalimanı. Ve burayla ilgili olarak devletin cebinden bir kuruş çıkmıyor ve 20 yıl süreyle bunlar yapacaklar, işletecekler ondan sonra bunu devlete bırakacaklar. Bu mu yolsuzluk? Üçüncü köprü 2,5 milyar dolara mal olacak. 15 yıl işletecek ondan sonra bu köprü devlete bırakacak. Aklınıza ne gelirse… Şimdi dev hastaneler yapıyoruz. Biz bunlara para vermiyoruz. Bunu yapacaklar ondan sonra biz bunu kiralayacağız. 25 yıllık anlaşmalar şeklinde. Türkiye bu dev hastaneleri hayatında görmedi. Hele hele bu CHP’nin genel müdürü hiç görmedi. O SSK’nın genel müdürü olduğu zaman onun hastaneleri sağlamı hasta yapan yerlerdi. Ve biz ilaç almaya gittiğimiz zaman doktorun yazığı ilaçları dahi biz o hastaneden alamazdık. Ama şimdi otel konforunda hastanelerde benim halkım tedavi oluyor. Yolsuzlukların ülkesi bu mu? 

Etiketler :
Namuslular - namussuzlar - kadar - cesur - olmazsa - -
YORUMLAR...
Hiç yorum eklenmemiş. Tıkla ! İlk ekleyen sen ol ...
Sitene Ekle Ana Sayfam Yap İletişim Künye 25.07.2014
Tüm hakları saklıdır 2012 ®
Yazılım : Networkbil.net